Page 33 - Dârülmülk Konya Dergisi 2024 6. Sayı
P. 33
şeyh mürit olarak ifade etmiştir. Tevârîh-i Âl-i ilişki ağlarından hareketle, onu 1240 yılında
Selçuk’taki bir rivayete göre Türkiye Selçuklu Türkiye Selçuklu Devleti’ne karşı başlatılan
Sultanı II. İzzeddin Keykavus (ö. 677/1278- büyük siyasî ve toplumsal ayaklanma
79) Moğollar’a karşı giriştiği mücadeleyi olarak bilinen Babaîler isyanının lideri olan
kaybederek 1262 yılında ailesi, dayıları, bazı ve Türkiye’de ilk gayri Sünnî akımların
emirler ve yakın adamlarıyla bir gemiye binip temelini atan Şeyh Ebü’l-Bekā Baba İlyâs-ı
İstanbul’a gitmiştir. Bizans İmparatoru, Horasânî’nin (ö. 637/1240) meşrebine
onu ve mahiyetindekileri oldukça iyi bağlayanlar olduğu gibi bazı araştırmacılar da
karşılayarak binlerce Türkmen’i Dobruca’ya Bektaşîlik tarikatının kurucusu olarak kabul
yerleştirmiştir. Bu Türkmenler arasında Sarı edilen Hacı Bektâş-ı Velî’nin mektebinden
Saltuk da bulunmaktadır. Fakat Moğollar’ın geldiğini ifade etmektedir. Ayrıca, Mevlânâ
baskısına dayanamayan İmparatorun müspet Celâleddîn-i Rûmî ile samimi bir ilişki içinde
tavrı tamamen değişmiş; Sultan Keykâvus olduğundan, onu Mevlevî bir derviş olarak
ve mahiyetindekileri Enos (Enez) Kalesi’ne kabul edenler de bulunmaktadır. Baba İlyas
hapsetmiştir. Hatta Selçuklu şehzadesi ile nasıl bir ilişki kurduğu bilinmese de
dahil olmak üzere birçok kimse Ayasofya’ya Hacı Bektâş-ı Velî ve Mevlânâ Celâleddîn-i
götürülerek zorla Hristiyanlaştırılmıştır. Rûmî ile müspet ilişkiler içinde olduğu
Hıristiyan olmayı red edenler ise anlaşılmaktadır. Fakat zikredilen ilişkilerden
öldürülmüştür. Bu noktada Sarı Saltuk’a hareketle Seyyid Mahmûd Hayrânî’nin ne
önemli bir rol düşmüştür. Ayasofya patriğiyle Bektaşî ne de Mevlevî olduğu söylenebilir.
ilişkileri iyi olan Sarı Saltuk, şehzadeyi yanına Zira menkıbelerde dahî bu hususa işaret eden
alarak yeniden Müslüman olmasını sağlamış bir atıf bulunmamaktadır. Seyyid Mahmûd
ve Akşehir’de bulunan Seyyid Mahmûd Hayrânî’nin meşrep ve mektebine dair en
Hayrânî’nin yanına göndermiştir. Bir süre somut atıf İbnü’s-Serrâc’a aittir. Fakat o
sonra kendisi de Akşehir’e gelerek Seyyid da şeyhi kendi mektebi olan bir Rifâîliğe
Mahmûd Hayrânî’nin kendisine ikram ettiği bağlamaktadır. Dolayısıyla bu rivayeti de
bir lokmayı yemiş ve kusmuştur. Sarı Saltuk, ihtiyatla karşılamakta fayda vardır. Belki de
şehzadenin kendi kusmuğunu yediğini görünce onun meşrep ve mektebine dair daha somut
“barağım” diyerek onu İran coğrafyasında yer bilgiler vermek için varlığından Gelibolulu
alan Sultaniye tarafına göndermiştir. Rivayete Mustafa Âlî vasıtasıyla haberdar olduğumuz
göre bölgedeki Barakiyyeler adı verilen zümre Menâkıb-ı Seyyid Mahmûd Hayrânî adlı eserin
onun müritleri olarak buradadır. gün yüzüne çıkmasını beklemek en sağlıklı
yol olacaktır. Zira bu eserin bulunması
ve incelenmesi, sadece Seyyid Mahmûd
Sonuç ve Değerlendirme Hayrânî’nin yaşam öyküsünde karanlıkta
kalan birçok hususu aydınlatmayacak, şeyhin
Mezkûr tarihî kayıtlar ve menâkıbnâmelerdeki mensup olduğu meşrep ve mektebi hakkında
ifadelerden hareketle Seyyid Mahmûd da birçok bilgi sunacaktır.
Hayrânî’nin yaşam öyküsü gibi meşrep ve
mektebi hakkındaki bilgilerin de muğlak
olduğu söylenebilir. Sûfî çevreler ile kurduğu
31