Page 95 - Dârülmülk Konya Dergisi 2025 8. Sayı
P. 95

Beyhekim Ekmeleddin’in Selçuklu Dönemi      en somut göstergesidir. Konya’da inşa
                 tıbbına hem uygulamaları hem de eğitim      edilen bu yapı, Selçuklu mimarisinin zarif
                 alanındaki katkılarıyla önemli bir etkisi   örneklerinden biri olarak kabul edilir.
                 olduğu anlaşılmaktadır. Onun çalışmaları,   Beyhekim Ekmeleddin’in mirası, Selçuklu
                 dönemin tıp anlayışının gelişmesine ve      döneminde bilim ve sanatın nasıl iç içe
                 sonraki nesillere aktarılmasına önemli      geçtiğini gösteren en güzel örneklerden
                 katkılar sağlamıştır. Bilindiği kadarıyla   biridir. Onun hayatı ve eserleri, dönemin
                 Ekmeleddin Tabîb’in günümüze ulaşan         Konya’sının entelektüel zenginliğini
                 tek eseri, İbn Sînâ’nın el-İşârâtve’t-      yansıtmaktadır.
                 tenbîhât’ına, “et-Tabîiyyât” kısmının
                 başından kitabın sonuna kadar yazmış        Beyhekim Mescidi’nin çinileri, Selçuklu
                 olduğu şerhtir. Bu eserin, müellif tarafından   çini sanatının en nadide örneklerindendir.
                 701 Cemâziyelâhirinin sonunda (Şubat        Bu çiniler, geometrik desenleri ve renk
                 1302) yazılmış nüshası Fazıl Ahmet Paşa     harmonisiyle dönemin estetik anlayışını
                 Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (I. kısım,    yansıtmaktadır.
                 nr. 875, 232 varak). Eserin Nuruosmaniye    Ancak, bu önemli miras bugün Almanya’daki
                 Kütüphanesi’nde (2689) yer alan nüshası ise   Berlin İslam Sanatları Müzesi’nde
                 19 Receb 702’de (9 Mart 1303) Muhammed      sergilenmektedir. XIII. yüzyılda Selçuklu
                 b. Muhammed b. Mahmûd er-Râzî               sanatının doruk noktasını temsil eden
                 tarafından istinsah edilmiştir. Köprülü     bu mihrap, geometrik desenleri ve yazı
                 nüshasının ferâğ kaydında müellifin adı     süslemeleriyle benzersiz bir sanat eseri
                 Müeyyed b. Ebû Bekir b. İbrâhim et-Tabîb    olarak kabul edilir. Ne yazık ki, 1899 yılında
                 en-Nahcuvânî şeklinde geçmektedir. 4        Türkiye’den yurt dışına kaçırılmıştır.
                 Tıp uygulamalarında hem İbn Sînâ’nın
                 tıp anlayışından hem de Tıbb-ı Nebevî
                 metotlarından faydalanmıştır. Rivayetlere   Mevlânâ ile Olan İlişkisi
                 göre hastaları teşhis ederken yalnızca gözlem   Dönemin en büyük âlimlerinden Mevlânâ
                 yeteneğini kullanabilmesi, onun olağanüstü   Celâleddin Rûmî ile yakın ilişkisi bulunan
                 bir hekim olduğunu gösterir. Mevlânâ’nın    Beyhekim, onun kişisel hekimi olarak
                 sağlık durumuyla ilgilenmiş, onu tedavi     da tanınır. Mevlânâ ile olan dostluğu,
                 etmiş ve son hastalığında da başucunda      Beyhekim’in manevi yönünü de gözler
                 bulunmuştur.                                önüne serer. Ahmed Eflâkî’nin Menâkıbu’l-
                                                             ârifîn adlı eserinde, Mevlânâ ile Beyhekim’in
                                                             ilişkisini anlatan menkıbeler yer alır.
                 Mimari ve Sanatsal Mirası                   Mevlânâ, Beyhekim’e yazdığı mektuplarda
                 Beyhekim’in ismini taşıyan Beyhekim         onu “bilgeliğin ve şifanın kaynağı”olarak
                 Mescidi, onun çok yönlü kişiliğinin         tanımlar. 5

                 4  M. Kesik, “Selçuklular’da Sağlık, Sağlık Kurumları ve Tıp Eğitimi”, Tarih Dergisi, 71, (2020): 115-144.
                 5  Şahabettin Uzluk, “Mevlana’nın Tabipleri Ekmeleddin Müeyyet-Beyhekim ve Gazanfer”,  I. Milletler Arası Mevlana Kongresi (Konya,
                 1987), 211.






                                                            93
   90   91   92   93   94   95   96   97   98   99   100