Page 125 - Dârülmülk Konya Dergisi 2025 8. Sayı
P. 125
ışınların Dünya atmosferinden geçerken
kırılması ve yansıması sonucunda oluşur.
Gözlemciye doğru ulaşan ışıklar belirli bir açı
oluşturur. Husuf sırasında bu açılar değişir
ve gölgeyi çevreleyen ışınlar, doğrusal çizgiye
daha yakın bir konumda birleşir. Bu durumda,
ayrı açılarla birleşen ışınlar daha kuvvetli
görünürken, en güçlü ışınlar doğrusal çizgi
üzerinde kesişenlerdir.
Güneş tutulmasını (küsuf) ele aldığı bölümde
Şîrâzî, bu durumu Güneş ışığının kaybolması
olarak açıklar. Bu olay, Ay’ın Dünya ile Güneş
arasına girmesiyle meydana gelir. Gözlemci
açısından, Ay, Güneş’i örter ve Güneş’ten
çıkan ışıkların göze ulaşmasını engeller. Ay’ın
yoğunluğu nedeniyle Güneş’in ışığı kesilir
ve gözlemci, yoğun ve karanlık bir görüntü
algılar. Bu durum, gündüz olmasına rağmen
gökyüzünde karanlık bir görüntü oluşmasına
neden olur. Özellikle Ay, batıdan doğuya
hareket ederken ufukta daha yakın görünür.
Gölge ve Benzerleri
Kutbuddin Şîrâzî, “Gölge ve Benzerleri
Üzerine On İkinci Bâb” başlıklı bölümde
gölge kavramını ele alır. Işığı, görsel algı
sırasında durdurulamayan bir yoğunluk olarak
tanımlar ve bir şeyin görülmesiyle onun
varlığının kavrandığını ifade eder. Şîrâzî, ışığı
birincil ve ikincil ışıklar olarak iki kategoriye
ayırır.
karanlık kütle gibi görünür ve Güneş’in
ışığını engelleyerek Ay’ı karanlık gösterir. Birincil ışıklar kendi başına ışık yayan (mudîbi-
Ancak Güneş ışığı tekrar Ay’a ulaştığında bu zâtihi) cisimlerden gelen ışıklardır. İkincil
gölge kaybolur. Tutulma, Dünya’nın gölgesini ışıklar ise başka bir ışık kaynağı tarafından
oluşturan ışınların koni şeklinde birleşmesiyle aydınlatılmış nesnelerden (mudîbi-gayrihi)
meydana gelir. Ay tutulması sırasında yansıyan ışıklardır. Örneğin, buhar küresi
kırmızımsı bir renk de gözlemlenebilir; bu, veya kar küresi ışık yaymaz; aksine, birincil
ışıklarla aydınlatıldıkları için kendileri ikincil
123