Page 89 - Dârülmülk Konya Dergisi 2025 8. Sayı
P. 89

türlüsünde zamanın tek yetiştirdiği Şeyh
                 Bedreddin Tebrîzî, her gün arkadaşların
                 sohbetinde bulunur ve her gece kimya ile
                 meşgul olurdu. Bundan vücuda getirdiği
                 altın ve gümüş paraları dostların fakirlerine
                 sarf ederdi. Meğer bir gece Mevlânâ
                 onun hücresine gider ve onu işe dalmış
                 bir halde görür. Bedreddin, Mevlânâ’nın
                 heybetinden donakalır. Mevlânâ, mübarek
                 eliyle örsü alıp onun eline verir. Bedreddin
                 bakar ki bu demir örs, parlak güzel bir
                 altın olmuş. Mevlânâ: ‘Eğer altın yapma
                 sanatı ile uğraşırsan böyle sanatkâr ol. Bu
                 şekilde altın yapma sanatı için ne örs ne
                 de çekiç lazımdır. Böyle şeylere aziz olan
                 ömrünü sarf edersen, işler tersine dönüp
                 hakikatler meydana çıktığı vakit, bunun
                 bir sahtekarlıktan başka bir şey olmadığını
                 anlarsın. Senin altının bakır olduğu zaman,

                 artık nedamet ve eseflenmen fayda vermez.
                 Çalış ki, bakır vücudun altın ve altının da
                 cevher olsun, cevherin de şunun bunun
                 vehmine sığmayan bir şey olsun.”

                 Eflâkî anlatısında, isminin önüne “Şeyh”
                 unvanı eklenen ve “hekîm-i bedîu’z-zemân
                 ve yegâne-yicihân” şeklinde övgü ifadeleriyle
                 anılan Bedreddin Tebrîzî’nin astronomi/
                 astroloji, aritmetik, geometri ve okült
                 ilimlerdeki becerisinin altı çizilmekte;
                 el-kimya fenninde ve simya sanatında
                 döneminin İbn Sînâ’sı (ö. 428/1037),
                 hikemî ilimlerde ise ikinci Sokrat ve       felsefe ile tasavvufun karşılaştırılması     Şeref b. Bedr et-

                 Eflâtun olduğu özellikle vurgulanmaktadır.   şeklinde okunmaya müsait olan bu            Tebrîzî imzalı istinsah
                 Bedreddin Tebrîzî’nin bakırdan altın        kurgu, Mevlânâ’nın çeşitli kerametler        kaydı. Süleymaniye
                 yapma uygulamaları daha ziyade Câbir b.     göstermesi ve Bedreddin Tebrîzî’yi,bir       Kütüphanesi,
                 Hayyân’ın (ö. 200/815) el-kimya yaklaşımını   “sihir” olarak adlandırdığı kimyagerlikten,   Ayasofya 2585, 126a
                 yansıtsa da madenlerin doğal özelliklerinin   yani İbn Sînâ’nın yolundan vazgeçirmesi ile

                 birbirine dönüştürülmesi fikrine karşı      tamamlanmaktadır.
                 çıkan İbn Sînâ’ya benzetilmesi bir hayli    Bedreddin Tebrîzî’ye atıf yapılan bir diğer
                 ilginçtir. Mevlânâ ile İbn Sînâ’nın şahsında   husus, Kubbe-i Hadrâ’nın (Mevlânâ Türbesi)








                                                            87
   84   85   86   87   88   89   90   91   92   93   94