Page 85 - Dârülmülk Konya Dergisi 2025 8. Sayı
P. 85

gerçek isminin ne olduğu hakkında herhangi   Kemâleddin Simnânî’nin kızı olduğunu işaret
                 bir kayıt içermemektedir. Müneccime adını,   etmektedir ki bu bilgi kendisinin Nîşâbur’da
                 İslam kültüründe astroloji ve astronomi      doğduğuna hamledilebilir. Ayrıca anne
                 alanlarını içine alan ilm-i nucûm ile uğraşması   tarafından “nucûm ilminde mükemmel bir
                 hasebiyle aldığı anlaşılmaktadır. Bibi adının   bilgiye sahip” Muhammed Yahyâ’nın torunu
                 ise -ayrıntılı etimolojisi ayrı bir araştırmanın   olduğu kaydedilir. Bu kişinin kimliği hakkında
                 konusu olmakla birlikte- toplumsal statü     herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Fakat
                 ve saygınlığı yansıtan bir lakap olduğu ifade   nucum ilmine vukufiyetinin vurgulanması
                 edebilir. Nitekim bibi kelimesinin, farklı   ve isim benzerliği Ebu’l-Vefâ Muhammed b.
                 yörelere ait Türkçe ağızlarda hem “hala”     Muhammed b. Yahyâ el-Bûzcânî’yi (ö. 388/998)
                 (babanın kız kardeşi) hem de tıpkı yeni      anımsatmaktadır. İslam matematik ve
                 Farsça’da olduğu gibi “hanım, hanımefendi,   astronomi âlimlerinin önde gelenlerinden olup
                 yaşlı hanım” anlamında kullanıldığı malumdur.   “mühendis” ve “hâsib” lakaplarıyla da tanınan
                 Türkçe, Moğolca ve Tunguzca’nın ortak        Bûzcânî’nin Herat’la Nîşâbur arasında yer alan
                 yönlerini bu dillerin kaynak metinlerine     Bûzcân kasabasında doğduğu bilinir. Daha
                 başvurarak araştıran Alman Türkolog          sonra Bağdat’a yerleşerek hem ders vermiş
                 Doerfer, Turkische and Mongolische Elemente   hem de Büveyhî emirlerinden İzzuddevle
                 im Nevvpersischen (Yeni Farsça’da Türkçe     Bahtiyâr b. Muizzüddevle döneminde rasat
                 ve Moğolca Unsurlar) adlı çalışmasında bu    faaliyetleriyle uğraşmıştır. Kaynaklarda Bîrûnî
                 kelimenin Türkçe veya Moğolca kökenli        ile mektuplaştığı kaydedilen Bûzcânî’nin Bibi
                 olduğunu savunur.  Bu görüşe göre, “kutsal,   Müneccime’nin dedesi olması tarihsel açıdan
                                  4
                 bilge, hakîm” anlamlarını ifade eden böğü/   imkansızdır. Fakat el-Evâmiru’l-Alâiyye’de
                 böğü/böve ile aynı kökten olan bibi kelimesi   geçen “nebîre” kelimesi “torun” anlamına
                 önce Türkçe’den Farsça’ya geçmiş, ardından   geleceği gibi “torunun evladı” olarak da
                 ise özellikle Çağatay ve Osmanlı yazı dilinde   anlaşılmaya müsaittir. Dolayısıyla Muhammed
                 Farsça’dan tekrar geri alınmıştır. Bu açıdan   Yahyâ, Bibi Müneccime’nin büyük dedesi
                 bögü kelimesine,hekimlik görevini de üstlenen   olabilir ki bu nüans onun Bûzcânî ile
                                               5
                 “din adamı” anlamı yüklendiğine görebibi de   akrabalığı ihtimalini kuvvetlendirmektedir.
                 “kadın hoca” veya “kadın din adamı/şaman”    Metinden anlaşıldığı üzere Bibi Müneccime
                 anlamlarında kullanılmış olabilir. Nitekim   bir süre Celâleddin Hârizmşah’ın maiyetinde
                 Uygurca’da büvi, büvü, büve gibi farklı ağız   bulunmuştur. Anadolu Selçuklu Hükümdarı
                 kullanımları hâlâ bu anlamı işaret etmektedir. 6
                                                              I. Alâeddin Keykubad’ın, Ahlat’ı kuşatan
                 el-Evâmiru’l-Alâiyye’deki anlatı Bibi        Celâleddin Hârizmşah’a elçi olarak gönderdiği
                 Müneccime’nin Nîşâbur’daki Şâfiîler’in reisi   Kemâleddin Kâmyâr bu sırada Bibi


                 4  Gerhard Doerfer, Turkische and Mongolische Elemente im Nevvpersischen (Wiesbaden: Steiner, 1963), md. 112, 724, 1409.
                 5  Osman Karatay, “Hem Büyücü Hem Rahip Hem de Tabip: Uzlaşma Neden Yok?”, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi 15/1 (2015): 7-12.
                 6  Wei Cuyi, “Uygurcadaki “Büvi” Kelimesinin Kökeni Üzerine”, çev. Alimcan İnayet, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi VII/2 (2007):
                 213-217.







                                                            83
   80   81   82   83   84   85   86   87   88   89   90