Page 114 - Dârülmülk Konya Dergisi 2025 7. Sayı
P. 114
bakıyordum. Bir süre böyle devam etti. Dayım bir, ardından beş günde bir, ardından yedi günde
Muhammed b. Suvâr bir gün bana şöyle bir, ardından yirmi beş günde bir iftar yapmaya
dedi: “Seni yaratan Allah’ı anıp hatırlamaz başladım. Bir süre böyle devam ettikten sonra
mısın?” Ben, “Nasıl anayım ki?” diye sorunca tekrar seyahate çıktım.
şunu söyledi: “Yatağına girdiğin zaman dilini Urmevî nazarında çocuğun zihninde ve
kıpırdatmaksızın içinden üç kere şöyle de: Allah kalbinde zikrin meleke haline gelmesi
benimledir. Allah beni görür. Allah şahiddir”. oldukça önemlidir. Fakat bu aşamada boş bir
Ben bunu bir süre yaptım. Sonra, her gece levhaya benzettiği çocuğun zihnine tedricî
yedi defa söylememi istedi. Bunu da bir süre yaklaşımla bilgilerin nakşedilmesi de ayrı
tatbik ettim. Sonra, her gece on defa söylememi bir önem taşımaktadır. Urmevî, eserinde
istedi. Bunu da bir süre uyguladım. Bir sene doğrudan tedricîlik ilkesini zikretmese de
uyguladıktan sonra bu zikrin tatlılığı zihnime aktarmış olduğu rivayetler ve eğitime dair
kazındı. Dayım bir gün bana şöyle dedi: “Ey önerilerinden hareketle eğitimde bu ilkeyi
Sehl! Allah’ın beraber olduğu, baktığı, şahid benimsemiş olduğu kanaati ortaya çıkabilir.
olduğu kimse Allah’a isyan eder mi?” Ben, Esasen klasik dönem İslam eğitimcileri ve
“Asla!” diye cevap verdim. O zamandan itibaren âlimlerin çoğunun eğitim yaklaşımlarında
insanlardan uzaklaşıp yalnız kalıyordum. Okul tedricîlik ilkesini görmek mümkündür.
çağına eriştiğimde beni okula gönderdiler. Bir
süre okula devam ettim. [Yakınlarım], yalnız
başıma zikirle meşgul olmam için zaman zaman Sonuç
bana izin vermesini öğretmenden rica ettiler. O
da öyle yaptı. Altı veya yedi yaşıma geldiğimde Letâifü’l-hikme adlı eserinin üçüncü
hafızlığı tamamladım ve oruç tutmaya başladım. bölümünde eğitimle ilgili görüşlerini
Oniki yaşındayken [iftarlığım] arpa ekmeği idi. açıklayan Sirâceddin Urmevî, bu konuda
Daha sonra bir meselenin içinden çıkamadım. bilhassa çocukluk dönemini ön plana
[Ailemden] beni Basra’ya göndermelerini çıkarmaktadır. Ona göre, ergenlik dönemi
istedim. Basra’ya vardığımda bu meseleyi orada öncesinde çocuğun ahlakî ve dinî gelişimini
bulunan âlimlere sordum. Fakat kimseden belirleyen kritik dönem çocukluk çağıdır.
kalbimi rahatlatan bir cevap alamadım. Bunun Bundan dolayı çocukluk döneminde
üzerine Abadan’a gittim ve Ebû Habîb Hamza öğretilmesi gereken “yemek ve sofra âdâbı,
b. Abdullah el-Abâdânî’ye bu meseleyi sordum. eğitim, giyinme âdâbı, saygı, konuşma âdâbı ve
18
O bana gereken cevabı verdi. Bir süre yanında şeriat ve mürüvvet bakımından övülen her şeyin
kalıp ondan faydalandım ve edep öğrendim. çocuklara öğretilmesi” gibi hususlarda toplam
Sonra Tüster şehrine geri döndüm ve iftarlığımı yedi edep belirlemiştir.
şöyle tanzim ettim: Her sene bir dirhemlik arpa Urmevî, çocuk eğitimine dair görüşlerini
alıp öğütür, tuzsuz ve katıksız olarak bütün sene temellendirirken ayet, hadis ve hikayeler
bununla iftar yapardım. Bir süre sonra üç günde haricinde iktibasta bulunmamıştır. Onun
Mustafa Öztürk, “Sehl et-Tüsterî”, TDV İslâm Ansiklopedisi (İstanbul: TDV Yayınları, 2009), XXXVI, 323.
18 Tasavvuf kaynaklarında bu meselenin “sücûd-i kalb” konusunda olduğu ve onun Basra’da görüştüğü âlimlerden tatminkâr bir
cevap alamayınca 216/831 yılı civarında Abadan’a geçtiği rivayet edilir. Öztürk, “Sehl et-Tüsterî”, 323.
112