Page 115 - Dârülmülk Konya Dergisi 2025 8. Sayı
P. 115
belirtir. İbn Sînâ (ö. 428/1037) da bunu teoriyi de iptal eder. Böyle olsa, ışınların
savunmuş ancak büyük olan bir şeyin küçüğe niceliği artınca görme güçlenir ya da asla
yerleşmesi imkânsız olduğundan bu görüşü gerçekleşmez. Çünkü bu keyfiyetlenme
tartışmaya açılmıştır. Aristo’nun bu fikrin en görme gücünü de artırır, oysaki aynı yere
büyük taraftarı olduğunu belirten Urmevî, bakan gözlerin birleşmesi böyle bir durum
onun doğru anlaşılması gerektiğini vurgular. gerçekleştirmez. Ayrıca serçenin gözünden
Zira o görmede, algılanan şeyin benzeri ve çıkan ışığın, kendisiyle, sabit yıldızlar
suretinin göze intibâına kesin hükmetse küresi arasındakini dönüştürmeye yani
de görülen şeyin göze resm olunan suret aradaki havayı ışınla keyfiyetlendirmeye
olduğu fikrine kesin varmamıştır. Gözde o güç yetiremediği de açıktır. Işını savunanlar
suret oluştuğu ve duyu ondan etkilendiğinde ise ışık konisinin ucunun düştüğü noktanın
nefs hariçte bulunan nesneleri görür; onunla en iyi görüldüğünü bu sebeple de yaprağa
aynı yönde olan şeyleri büyüklüğüne ve bakanın onu tümüyle gördüğünü, onun
yakınlığına göre algılar. Müteahhirun, onun belli bir yerine odaklananın ise burayı
görüşü hakkında farklı izahlar yaptıkları daha belirgin gördüğünü söylediler.
için bu büyük filozofu eleştiriye maruz Urmevî, gözden çıkan doğru çizginin
bırakmışlardır. görülene ulaşması ve sonra onun yüzeyinde
Matematikçiler ise açısı gözün merkezinde, boylamasına ve enlemesine son derece
tabanı ise görülenin yüzeyinde olan bir ışının hızlı hareket etmesiyle gerçekleşen ve
şeffaf bir koni şeklinde gözden çıktığını gözden bir ışın çıkmayıp gözdeki ışının
belirtirler. Doğru bir çizgi olan ışın, uçları havayı keyfiyetine büründürmesi ve bunun
gözün merkezi hizasında birleşen ince da görmeye neden olması şeklinde farklı
cisimlerdir, ayrılarak görülene uzanırlar; teorilere de yer verir ancak ayrıntısına
göz, bu çizgilerin uçlarının intibak ettiği girmez.
nesneleri görür, çizgilerin uçları arasında 3. Urmevî, görmede etkili ve gerçek görülür
olanı ise göremez. Bu nedenle son derece olan ışık ve rengin,bir dizi yansıma sonucu
küçük parçalar ve görülenin yüzeyindeki etkisini gösterdiğini belirtir. İlk yansıyan
ince gözenekler görülmez. Urmevî göz-ışın şey bizatihi ışıklı kaynaktan karşıdaki
teorisini de eleştirir. Eğer gözden bir ışın cisme yansıyan ilk ışıktır, ikincisi bu ışıktan
çıksa, rüzgar onu dağıttığında istikametini karşıdakine, üçüncüsü de bu üçüncü ışıktan
bozar ve böylece kişi hizasında olanları karşıdakine yansıyan ışıktır. Mesela, güneş
göremezdi. Ayrıca, ışının hareketleri ne doğmadan önceki hava onun karşısındaki
doğal ne zorlamalı ne de iradîdir, o halde atmosferin yansıması, evin avlusundaki hava
onun bir hareketi olmadığından görme güneş doğmadan önceki havanın yansıması,
de yoktur. O, göz-ışın teorisi aleyhine, odanın havası ise evin avlusundaki havanın
ışının bitişmesi, suya nüfuzu,gözden çıkan yansımasıyla aydınlanır ve iş böylece devam
ışının görülene belli bir hareket zamanına eder. İllet malulden güçlü olduğu için ilk ışık
bağlı olmadan ulaşması gibi deliller de daha güçlüdür, onu ikinci ve üçüncü ışıklar
getirir. Urmevî havanın ışın sayesinde izler. Elbiselerin kırmızılığının duvarları da
keyfiyet kazanması ile görmeyi izah eden kırmızı yaptığını gördüğümüz gibi renk de
113