Page 112 - Dârülmülk Konya Dergisi 2025 8. Sayı
P. 112

ve ışıklı nesneden etkilenme (teessür)
                                                                                  şeklinde değil, inkişaf ve tecelli suretinde
                                                                                  gerçekleştiğini belirtti. Işınların gözden
                                                                                  değil nesneden çıktığını, görmenin nesnede
                                                                                  başlayıp gözde biten bir koniyle oluştuğunu,
                                                                                  harici varlığa sahip ışık ve rengin ise bu
                                                                                  olayda etkili olduğunu vurguladı. 2
                                                                                  Fahreddin Râzȋ’den sonra da Seyfeddin
                                                                                  Âmidî (ö. 631/1233), Adududdin Îcî (ö.
                                                                                  756/1355), Seyyid Şerif Cürcânî (ö. 816/1413),
                                                                                  Sadeddin Teftâzânî (ö. 792/1390) ve Kâdî
                                                                                  Beydâvî (ö. 685/1286) gibi âlimler görmenin
                                                                                  imkânını tartıştılar. Onun âdete bağlı bir
                                                                                  fiil olduğunu benimserken, gözden görülene
                                                                                  ulaşan ya da nesneden göze nakşolunan
                                                                                  bir şey olmasını ise reddettiler. Mukâbele,
                                                                                  ışının nesneye teması ya da özel bünye
                                                                                  gibi şartlarıda vesile haline getirdiler.
                                                                                  Varlık delili görmenin vukuunun en önemli
                        Metâliu’l-envâr,   ayrıntılı olarak tartışıldığını gösterir. 1  aklî argümanı kabul edildi. Bu dünyada
                     Ayasofya 2488, örnek   İlerleyen süreçte ise bu konu, kelam   görülenlerin cevher ya da araz olduğunu,
                             bir sayfa  eserlerinin, bilgi, arazlar, dış idrakler ve   zira ışık ve rengin araz, uzunluk ve genişliğin
                                       rü’yetullah gibi kısımlarında ele alındı.   ise atomların birleşmesiyle oluşan boyutlar
                                       Mu‘tezile ilk dönemde göz-ışın teorisini   olduğunu belirttiler. Mu‘tezile’nin Allah’ın
                                       Kâdî Abdülecabbâr (ö. 415/1025) örneğinde   görülmesine engel olarak sıraladığı fiziksel
                                       güçlü biçimde savundu. Eş‘arîler ise onlar   şartların dünya ve ahiret arasındaki mahiyet
                                       karşısında Allah’ın ahirette görülmesine   farkından dolayı ahirette görmeyi iptal
                                       imkân veren nasları makul bir çerçevede    etmeyeceği bu dünyada bile istisnaların
                                       tartıştılar. Sonraki dönemde Fahreddin     olduğu belirtildi. Ayrıca bu şartları
                                       Râzî (ö. 606/1210) ilgili bahislerde görme   reddetmenin dünyada imkânsız durumlarla
                                       olgusunu felsefi teorileride tahkik ederek   karşılaşmayı gerektirmediği, zira adete bağlı
                                       ele aldı. Görmenin göze yerleşme (intıbâ)   olayların çelişikleri aklen mümkün olsa da
                                                                                  realitede gerçekleşmediği de bildirildi. 3

                                       1  Eş‘arî, Makâlâtü’l-İslâmiyyîn ve’htilâfi’lmusallîn, tsh. Hellmut Ritter (Wiesbaden: Franz Steiner Verlag, 1963), 275; Bu konuda
                                       ayrıntılı bilgi için ayrıca bk. Nesefî, Tebsıratü’l-edille fȋ usȗlü’d-dȋn, thk. Hüseyin Atay (Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları,
                                       1993), I, 508.
                                       2  Kâdî Abdülcebbâr için bkz. el-Muğnî fî ebvâbi’t-tevhîd ve’l-adl, (Rü’yetü’l-Bârî) thk. Muhammed Mustafa Hilmî-Ebü’l-Vefâ al-
                                       Ğaymî, mür. İbrâhim Medkûr (Kâhire: ed-Dârü’l-Mısriyye, 1963), IV, 60-66; Fahreddin er-Râzî için bk. el-Mebâhisü’l-meşrikıyye fi
                                       ‘ilmi’l-ilâhiyyât ve’t-tabȋ‘iyyât, thk. Muhammed Mu’tasım Billâh (Beyrut: Dârü’l-Kitâb el-Arabȋ, 1990), II, 299-320, III, 188-189.
                                       3  Bu isimlerin teorileri için bkz. Osman Demir, Göz ve Tanrı: Kâdî Abdülcebbâr’ın Rüyetullah Teorisinde Optik (Bursa: Emin
                                       Yayınları 2019), 55-64.







                                                                              110
   107   108   109   110   111   112   113   114   115   116   117