Page 108 - Dârülmülk Konya Dergisi 2025 8. Sayı
P. 108

olmaksızın bizzat kendisi aracılığıyla     akılla ittisal derken kastedilen de budur.
                                       gerçekleştirdiği gayrı maddi akli idrak    Fakat insani natık nefs ile faal akıl arasındaki
                                       gücü arasındaki İbn Sînâ’nın yaptığı ayrıma   ittisal tesadüfen ya da gelişigüzel bir şekilde
                                       özellikle Fahreddin Râzî ve sonrasında bazı   değil daha öncesinde mevcut olan istidatlar
                                       kelamcılar tarafından yöneltilen eleştirilere   ile oluşur. Bu anlamda heyûlânî akıl,
                                       işaret edilmişti. Söz konusu eleştirilerde,   bilmeleke akıl ve müstefad akıl gibi insani
                                       felsefe tarihinden aşina olduğumuz gayrı   teorik gücün bütün mertebeleri insani natık
                                       maddi ve gayrı cismani bir nefs ya da akıl   nefsin faal akılla ittisal etmesi için istidatlar
                                       ile maddi ve cismani bir beden arasında    olarak ifade edilir. Bu bir bakıma yine İbn
                                       nasıl ilişki kurulabileceği şeklindeki kaygılar   Sînâ’dan aşina olduğumuz, bilginin ancak dış
                                       kadar İslam kelamındaki teolojik arka      ve iç duyusal seviyede gerçekleşen soyutlama
                                       plan da rol oynamış görünür. Bu anlamda    süreci ile faal aklın feyzinin kesişmesi ile
                                       İbn Sînâ psikolojisine ve epistemolojisine   ortaya çıktığı şeklindeki anlayışın yeniden
                                       yönelik benzer bir eleştiri sonraki gelenekte   ifade edilmesidir.
                                       gayrı maddi ve gayrı cismani bir nefs anlayışı   Yukarıda İbn Sînâ psikolojisinde insani
                                       üzerinden olduğu kadar faal akıl üzerinden   nefsin idrak ve hareketle ilgili etkinliklerinin
                                       de devam ettirilir. Fakat Nahcuvânî’nin    açıklanması için nefs gibi bir ilkenin
                                       özellikle Fahreddin Râzî ve sonrasındaki   varlığının ispat edilmesine ihtiyaç
                                       bazı kelamcılarda karşılaştığımız gayrı    olduğundan ve İbn Sînâ ve onunla aynı
                                       maddi ve gayrı cismani nefs ile faal akla   çizgide düşünen filozofların nefs gibi gayrı
                                       yönelik ilgili eleştirileri de dikkate almadığı,   maddi ve gayrı cismani bir ilkeyi bu amaçla
                                       kendisini sadece İbn Sînâ’nın psikoloji    ispat ettiklerinden söz edilmişti. İbn Sînâ
                                       anlayışını daha iyi açıklamakla sınırladığı   psikolojisinde böyle bir ilkeye duyulan
                                       görülmektedir.                             ihtiyaca ilk olarak uçan adam şeklinde ifade

                                       Faal akılla ilgili tartışmada problemin    edilen düşünce deneyi aracılığıyla dikkat
                                       odak noktası duyusal suretler ile akli     (tembih) çekilmişti. Bununla birlikte İbn Sînâ
                                       suretler arasındaki ayrımdır. Bu anlamda   bu dikkat çekmeyle yetinmez ve gayrı maddi
                                       saklanılan ve kullanılan duyusal suretler   ve gayrı cismani bir natık nefsin varlığı için
                                       için duyusal seviyede cismani, duyusal ya da   argümanlar da ileri sürer. Nahcuvânî de
                                       fiziksel organlar söz konusudur. Tartışma,   tartışmanın bu noktasında İbn Sînâ’nın bu
                                       akli suretler için de böyle bir saklayıcı ve   konudaki düşüncelerine yönelir. Nahcuvânî
                                       kullanıcıların olup olmadığı üzerinden ilerler.  burada, İbn Sînâ’nın gayrı maddi ve gayrı
                                       Akli suretler cismani olmadığı için bedensel,  cismani bir nefsin varlığına yönelik en temel
                                       duyusal, cismani ya da fiziksel seviyede böyle  argümanına odaklanmış görünür. Buna
                                       bir saklayıcı ve kullanıcıdan söz edilemez.   göre makuller bir cisimde resmedilmez.
                                       Nahcuvânî, bu noktada aklı bir hafıza nefsi   Dolayısıyla makulleri idrak edecek veya
                                       ise kullanıcı olarak nitelendirir. Dolayısıyla   makullerin kendisinde resmedileceği gücün
                                       akıl nefs için bir ayna gibi olur. Mükemmel   de bölünmeyen bir güç olması gerekir. Bu
                                       hale gelen her nefs için ayna mesabesinde   durumda İbn Sînâ’nın kastettiği anlamda
                                       olan akılda hakikatler tezahür eder. Faal   gayrı maddi ve gayrı cismani bir cevher








                                                                              106
   103   104   105   106   107   108   109   110   111   112   113